AIDS

0
70

TANIM: HIV (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü) kapmış bireylerde oluşan, bağışıklık sistemini baskılayan durumların tümünün geldiği son noktaya verilen isimdir. HIV vücut sıvılarında; kan ve cinsel sıvılarda bulunur. Cinsel yolla, kan yoluyla, vücut sıvılarının karşı tarafın açık yaralarına temasıyla bulaşır. Bu virüs kişinin bağışıklık sistemini baskıladığından dolayı normalde kolayca atlatabildiği grip gibi hastalıkları dahi ağır bir tabloyla geçirir. HIV vücuda girdikten hemen sonra bir belirti vermez. Seneler içerisinde vücutta yayılarak bağışıklık sistemi hücreleri olan CD4-T hücrelerini etkisi altına alır ve sonunda fırsatçı enfeksiyonlar dediğimiz kişiyi kolaylıkla zayıf düşüren çok basit enfeksiyonlara kolaylık sağlar. CD4-T hücrelerinin sayısı 200’ün altına düştüğünde kişide AIDS tablosu var diyebiliriz. Tıbbi olarak HIV bulaşması olduktan sonra hastalığın önüne geçilmesi zor olmakla beraber, AIDS tablosunun ortaya çıkmasını önlemek ya da geciktirmek için çeşitli antiretroviral tedaviler uygulanmaktadır.

SEBEPLERİ: AIDS tablosunun sebebi HIV enfeksiyonudur. HIV enfeksiyonu yukarıda da belirtildiği üzere insan bağışıklık yetmezliği virüsünün, vücutta CD4-T bağışıklık hücrelerini öldürmesiyle ilerler. HIV virüsü kişilerin kan, cinsel salgılar gibi vücut sıvılarından bulaşır. Riskli kişilerle cinsel ilişki, riskli kişilerin iğnelerinin batması, ortak intravenöz ilaç kullanımı, dövme, piercing gibi delici aletlerden HIV virüsü kapmak mümkündür. Hayvanlardan, kapı kolları gibi ortak dokunulan yerlerden, sivrisineklerden, el ele tutuşmaktan, aynı kaptan yemek yemekten, tuvaletten, aynı havayı solumaktan, kuaförden bulaşmaz. Ancak ağızda yara var ise öpüşmek ile bulaşan bir vakadan söz edilmekte beraber öpüşmekle bulaş riski de oldukça düşüktür. Kondom ile cinsel ilişki güvenlidir. Doğum kontrol hapları HIV gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumakta işe yaramaz. HIV virüsü kuru ortamlarda yaşayamaz, bu yüzden dış ortama yayılmış salgılardan bulaşması söz konusu değildir. Gebelik sırasında HIV pozitif bir anne, bebeğine HIV bulaştırmaz fakat doğum sırasında kan yoluyla bebeğe geçebilir. Bunun önüne geçmek sezaryen doğum ile mümkündür. Gebelikte bulaş riskinin düşük olmasına rağmen HIV pozitif bir anne emzirme yoluyla bebeğine HIV bulaştırabilir, bu yüzden emzirmeleri tavsiye edilmez.

SEMPTOMLAR: HIV enfeksiyonunun erken dönemde belirgin semptomları yoktur. Hastalar ilk 2-4 haftada genel olarak grip benzeri şikayetlerde bulunurlar. Ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, yüzde hafif kızarmalar, kas ve baş ağrıları bu şikayetlerden bazılarıdır. Bu semptomlar hastaların bir kısmında görülmesine rağmen bir kısmında da görülmeyebilir, bu yüzden bunlara bakarak HIV ile enfekte olduğunuzu söylemek çok zordur. Virüs daha sonra latent dönem dediğimiz bir döneme geçer ve vücutta fark edilmeyecek miktarlarda çoğalır. Bu dönemde hiçbir belirti görülmez fakat kişi hastalığı halen yayabilir. Eğer kişi HIV ile enfekte olduğunu biliyorsa bu dönemde kullanılan antiretroviral tedaviler ile kişi mümkün olan en uzun sürede bu dönemde tutulmaya çalışılır. Hastalık daha çok ilerlediği takdirde kişi AIDS tablosuyla karşılaşır. AIDS tablosunda dikkat çeken belirtiler:

-kilo kaybı

-tekrarlayan ateş ve gece terlemeleri

-açıklanamayan yorgunluk hali

-lenf nodlarında şişkinlik

-bir haftadan fazladır devam eden ishal

-ağızda, anüste, genital organlarda yaralar

-pnömoni

-depresyon, nörolojik bozukluklar, hafıza problemleri.

CD4-T hücreleri AIDS tablosunda iyice azaldığından fırsatçı enfeksiyonlar da baş gösterebilir. Başlıca fırsatçı enfeksiyonlar:

-Kandidiyazis; daha çok ağız ve yemek borusunda olmak üzere mantar enfeksiyonları.

-Kaposi Sarkomu; Human Herpes Virüs-8’in yol açtığı, ağızda ve deride oluşan yaralar. Antiretroviral tedavi almayan her 5 AIDS hastasından 1’inde gözükür. Biyopsi ile tanı konuabilir.

-Pnömoni; hasta enfeksiyonlara daha duyarlı hale geldiğinden basit bir solunum yolu enfeksiyonu ilerleyip pnömoni tablosuyla gelebilir.

-Histoplazmozis; bir mantar enfeksiyonudur.

-Toksoplazma; kedi dışkısından bulaşan Toksoplazma gondii isimli bir parazitin yol açtığı tablodur. Bağışıklık sistemi baskılandığından nörolojik sorunlara ve ensefalit tablosuna yol açabilir.

-Kriptokokkoz; bir mantar enfeksiyonudur.

-Sitomegalovirüs; dünya çapında yaygın bir virüstür fakat AIDS ile yaşayan hastalarda daha ciddi tablolara neden olmaktadır. Gözler ve sindirim sisteminde enfeksiyonlara neden olur.

TANI: AIDS tanısı önce HIV tanısı konmasıyla başlar. Kişiden alınan kan immünoassay denilen bir antikor tarama işleminden geçirilir. Eğer sonuç negatif ise korkulacak bir durum yoktur fakat pozitif ise doğrulamak adına Western Blot denilen farklı bir test daha yapılır. Bu testte de pozitif sonuç elde edilirse kişiye HIV+ tanısı konulabilir.

TEDAVİ: Baş etmesi zor bir enfeksiyon olmasına rağmen eğer erken yakalanırsa HIV, AIDS tablosuna dönüşmeden latent dönemde durdurulabilir. Enfeksiyon hastalıkları doktorunun isteyeceği idrar tahlili, tam kan sayımı, kan biyokimyası, diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, diğer enfektif hastalıklar gibi tahlilleri yaptırdıktan sonra size en uygun antiretroviral tedavi seçeneklerine karar verilir. Reçete edilen ilaçların itinayla verilen gün ve saatinde kullanılması önemlidir. İlaçların olası yan etkileri anemi, ishal, baş dönmesi, yorgunluk, baş ağrısı, bulantı-kusma olabilir. Uzun dönemde ise insülin direnci, lipid anomalileri, kemik yoğunluğunda düşme, laktik asidoz görülebilir. Doktorunuzla görüşmelerinizde bu yan etkilere uygun tedavi planları ayarlanabilir. Alternatif tedavi yöntemleri olarak akupunktur, meditasyon, besin takviyeleri gösterilebilir fakat yararlılığını kesin olarak kanıtlanmamıştır. Yönetilmesi zor bir durum olduğundan kişinin psikiyatrik destek alması gerekebilir. Diğer HIV+ bireylerle bir araya gelip çeşitli faaliyetlerde bulunabilir.

KORUNMA: Yakınlarınızda HIV+ bir birey varsa ya da sağlık çalışanıysanız uymanız gereken önemli kurallar vardır. Bunlar;

-Kan, dışkı, kusmuk, idrar ile temas edecekseniz mutlaka dayanıklı bir eldiven giyilmeli.

-Hem HIV+ birey, hem de HIV+ birey ile temasta olan kişi vücutlarındaki açık yaralar ve çatlakları mutlaka kapalı tutmalı.

-Kan ile temas eden vücut bölgeleri hemen temizlenmeli, dezenfektan ile yıkanmalı.

-Kanamaya sebep olabilecek davranışlarda bulunmak olabildiğince azaltılmalı; jiletle tıraş olmak gibi.

-İğne ve benzeri delici aletler sadece medikal sebeplerle kullanılmalı, atılacağı zaman da uygun bir şekilde tıbbi atık kutularına atılmalı.

-HIV+ birey eşiniz ise güvenli bir cinsel ilişki paterni izlenmeli. Doktorunuzla da görüşerek korunma yöntemleri hakkında geniş bilgi alınmalı. Mutlaka kondom kullanılmalı, doğum kontrol haplarının kesinlikle HIV ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumadığı unutulmamalı.

-HIV+ birey emziren bir anne ise emzirmeyi derhal bırakmalı.

-Riskli cinsel ilişkilerden mümkün olduğunca kaçınılmalı, aynı intravenöz iğne, delici-kesici alet farklı kişilerce kullanılmamalı.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Merak ettiklerini yorum olarak gönder!

Yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz: