Göz Rahatsızlıkları

0
13

TANIM: Gözler, çok hassas ve kompleks organlardır. Kişinin kozmetik olarak en önde gelen uzuvları ve dış dünyaya açılan pencereleri olmaları onlara büyük bir önem kazandırır. Göz rahatsızlıkları da sık karşılaşılan problemlerdir ve yaş arttıkça göz yapılarının yaşlanıp bir hastalık geliştirme riski de artar.

SIK KARŞILAŞILAN GÖZ RAHATSIZLIKLARI:

-Miyop: Yakını gayet iyi fakat uzağı bulanık görmek olarak tanımlanır. Retinaya gelen ışığın lensten kırılarak geçerken sorunla karşılaşması sonucu oluşur. Miyop hastalar optik gözlük, kontakt lens ya da dilerlerse cerrahi yoluyla bu sorundan kurtulabilirler.

-Hipermetrop: Yakını bulanık fakat uzağı gayet iyi görmek olarak tanımlanır. Miyop gibi, hipermetrop da retinaya gelen ışığın lensten kırılarak geçerken bir sorunla karşılaşması sonucu oluşur. Optik gözlük ya da kontakt lens kullanımı ile kişi rahatça görebilir. Eğer kişi dilerse cerrahi yolla da tedavi olabilir.

-Astigmat: Korneanın şeklindeki bozukluğu ifade eder. Göze giren ışık retinaya olması gerektiği gibi düşmediğinden görüntüde bulanıklıklar olur. Optik gözlük, kontakt lens ya da cerrahi yoluyla ortadan kalkabilen bir hastalıktır.

-Presbiyopi: Yakındaki objeleri ve küçük yazıları görememe sorunudur. Artan yaşla beraber ortaya çıkması normal kabul edilir fakat bazen ergenlik döneminden başlayarak da ortaya çıkabilir. Okuma gözlükleri ile kolaylıkla düzeltilebilen bir durumdur.

-Göz tembelliği: Göz tembelliği hastalığının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bir gözün çok iyi görürken diğer gözün görmede sorun yaşadığı görülür. İki göz de ayrı ayrı incelendiğinde dışarıdan hiçbir problem yoktur fakat ikisine beraber bakıldığında tembel olan göz diğerinden farklı hareket eder ve beyne görüntüyü aynı şekilde iletmeyebilir. Göz tembelliği çocuklukla görülebilir. Optik gözlükler, göz bantları, göz damlaları, kontakt lensler ile tedavi mümkündür. Eğer bunlara cevap alınamıyorsa cerrahi de bir diğer seçenektir.

-Göz önünde uçuşan lekeler: Bu durum boş bir duvara bakan herkesin gözüne çarpmıştır. Odaklanıp bakmaya çalıştığımızda kaçışan fakat odaklanmadığımızda gözümüzün önüne gelen, yüzüyormuş gibi hareket eden lekelenmelerdir. Sıklıkla çok normaldirler ve gözden dökülen ölü hücrelerin oluşturduğu topluluklardır. Eğer sayıları çok fazla ise ve kişiye rahatsızlık veriyorsa bir göz hastalıkları uzmanı tarafından tedavi edilebilir. Bazı durumlarda ciddi hastalıkları işaret edebilirler.

-Göz kuruluğu: Bu durum gözlerde yeterince gözyaşı salgısı yapılamadığı zaman ortaya çıkar. Gözlerde kaşıntı ve yanmaya sebep olan rahatsız edici bir durumdur. Ekstrem vakalarda görme kaybı görülebilir. Doktorunuz şikayetlerinize göre özel bir göz damlası veya göz nemlendiricisi reçete eder. Lipiflow adında bir yöntemle tedavisi mümkündür.

-Göz sulanması: Işık hassasiyeti, rüzgar ve ısı değişimleri göz sulanmasını tetikler. Güneş gözlüğü kullanımı gözleri bu anlamda bir miktar korur. Göz sulanması çok fazla ve rahatsız edici düzeyde ise bu bir gözyaşı bezinin tıkanmasına bağlı olabilir. Göz doktoru tarafından tedavi ya da semptomların giderilmesi mümkündür.

-Renk körlüğü: Renk körlüğü, gözün renkleri birbirinden ayırt edememesine denir. Renk körü kişiler genellikle kırmızı ve yeşil renkleri ayırmada güçlük yaşarlar. Ayrıca sarı ve yeşili ayıramayan renk körleri de vardır fakat sayısı görece daha azdır. Eğer renk körlüğü sonradan gelişmişse altta yatan hastalığın tedavisi ile gözü eski haline döndürmek mümkün olabilir. Fakat eğer renk körlüğü ailesel yolla geçmişse ve doğuştan itibaren varsa bunun bir tedavisi yoktur. Renk körlüğünden şikayetçi kişiler göz doktorlarına danışmalı ve günlük hayatta bu hastalıkla nasıl daha kolay başa çıkacaklarını öğrenmelidirler.

-Gece körlüğü: Gece körlüğü, karanlıkta veya geceleyin görmede bozukluklar olduğu anlamına gelir. Miyop, katarakt gibi hastalıklar gece körlüğünde risk faktörleri olarak bildirilmiştir. Aynı zamanda vitamin A eksikliğine bağlı gece körlüğü de gelişebilir. Tedavide hastanın vitamin A seviyesine bakılır ve eksikse bu vitamin günlük diyete eklenir. Eğer sorun vitamin eksikliği değilse altta yatan sorun saptanır ve tedavi edilir.

-Katarakt: Katarakt, sık görülen ve gözün lensi üzerinde bulutlu alanlar oluşmasıyla ifade edilen hastalıktır. Sağlıklı bir gözün lensinde ışık geçişinde hiçbir sorun yaşanmaz fakat katarakt hastalarında ışık lensten kolaylıkla geçip retinaya yansıtılamaz. Yavaş gelişen bir hastalıktır ve gözde ağrı, kızarıklık, sulanma şikayetleriyle kendini gösterir. Eğer lensler çok büyür ve kalınlaşırsa ameliyat ile düzeltilebilirler.

-Glakom: Bu hastalık, göz içi basıncın artmasıyla kendini gösterir. Göz içi basıncın artması göz tansiyonu olarak da nitelendirilir ve gözün ana siniri olan optik sinire hasar verir. Glakom erken dönemde hiçbir belirti vermeyebileceği için rutin doktor kontrolleri önemlidir, çünkü ancak böyle saptanır. Göz tansiyonu dışında göze alınan darbeler, göz enfeksiyonları, tıkanmış kan damarları ve gözün enflamatuar hastalıkları da glakoma yol açabilir. Tedavide göz damlaları kullanılır. Göz damlalarına yanıtsız hastalara cerrahi önerilmektedir.

-Göz tansiyonu: Göz tansiyonu, göz içi basıncın normalden fazla olmasına denir. Göze olan basıncın, optik sinirin kaldırabileceğinden daha fazla olmasıyla seyreder ve optik siniri zedeleyebilir. Kişinin sistemik yüksek tansiyon hastalığı varsa bu da gözleri etkileyebilir. Görmede bozukluklar, gözdeki kılcal damarların patlamış gibi kızarması, gözde şişlik, baş ağrısına eşlik eden çift görme gibi semptomları vardır. Tedavide göz damlaları ve sistemik tansiyonu normal düzeyinde (120/80) tutmak vardır.

-Diyabetik retinopati: Şeker hastalığına bağlı retinada sorbitol adlı bir maddenin birikmesidir. Şeker hastaları eğer kan şekerlerini kontrol altında tutmazlarsa, glukozun bir artık maddesi olan sorbitol dokularda birikerek hasara yol açar. Gözde retinada birikerek görme kayıplarına neden olabilir. Şeker hastaları rutin göz doktoru kontrollerine gitmeli ve kan şekerlerini her zaman kontrol altında tutmalıdırlar.

-Retina bozuklukları: Retina, gözün arkasında yer alan ve lens yoluyla göze giren ışık ile görüntüleri algılayan kısımdır. Retinada bozukluklar olması, görüntülerin algılanmasını dolayısıyla da beyne ulaştırılmasını zorlaştırır. Artmış yaşa, şeker hastalığına ya da retinanın kendiliğinden yerinden çıkmasına bağlı olabilir. Eğer hastalıklar erken tanı alırsa görme kaybı engellenebilir. Bu noktada rutin doktor kontrolleri büyük önem taşır.

-Konjonktivit: Göz kapakları ve korneayı saran dokunun iltihabıdır. Kırmızı göz olarak da adlandırılabilir. Kızarıklık, kaşıntı, yanma, sulanma, akıntı ve batma hissi yaratır. Tüm yaşlarda görülebilen bir hastalıktır. Viral, bakteriyel, fungal ve parazitik enfeksiyonlara bağlı olmakla beraber gözü rahatsız eden yabancı cisimlere ve alerjilere de bağlı oluşabilir.

-Kornea hastalıkları: Kornea, gözün en öndeki kubbe şeklindeki tabakasıdır. Göze giren ışığı ayarlamada kullanılır. Korneayı rahatsız eden toksik maddeler, fiziksel travmalar, enfeksiyonlar gözde kızarıklık, sulanma, görme bozukluğu, ağrı ve cisimlerin etrafında bir halka görüntüsü oluşturabilirler. Tedaviler optik gözlük kullanımı, göz damlaları ve gerektiği takdirde cerrahidir.

-Göz kapağı problemleri: Göz kapağı gözü koruyan, göze giren ışığın miktarını ayarlayan çok önemli bir yapıdır. Göz kapağı hastalıklarında ağrı, kaşıntı, yangı, göz sulanması ve ışığa hassasiyet semptomları görülür. Kas problemlerinin yol açtığı göz kapağı hastalıklarında göz kapakları istemsiz düşer, kas spazmları (göz tikleri) olur veya kirpiklerin etrafında enfeksiyona bağlı ödem gerçekleşir. Problemin sebebine bağlı olarak hastalıklar düzgün göz temizliği alışkanlığı, göz damlaları, ilaçlar ve gerektiği durumlarda cerrahi ile düzeltilebilir.

-Temporal Arterit: Bu hastalık vücuttaki kan damarlarının iltihabı olarak değerlendirilir. Eğer göze giden damarlar da tutulursa ani görme kayıpları meydana gelebilir ve mutlaka bir doktora danışılmalıdır.

-Körlük: Körlük, beyne hiçbir ışığın ulaşamaması ve hiçbir şeyin görülememesine denir. Gözün siniri olan optik sinir eğer optik kiyazma denilen, iki gözün sinirinin birleştiği kısmın daha gerisinde hasarlanmışsa iki göz de kaybedilir. Fakat eğer optik kiyazmanın önünde bir hasar varsa sadece bir göz kaybedilebilir. Hasarın lokalizasyonuna göre gözün sağ veya sol alt/üst yarım veya çeyrek kadranlarındaki görüntü kaybedilebilir ve kişi günlük hayatında çok fazla sorun yaşamayabilir.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Merak ettiklerini yorum olarak gönder!

Yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz: