Okul Başarısızlığı

0
44

TANIM: Okul başarısızlığı, öğrencinin gittikçe başarı oranının düşmesi sonucunda yaşıtlarından geri kalması ve sonuç olarak eğitim sisteminden tamamen kopması olarak tanımlanabilir. Okul başarısızlığının nihai sonucu mezun olmadan okulu bırakmaktır. Okul başarısızlığının söz konusu olduğu durumların çoğunda, aslında öğrencinin başarılı olmak için yeterli kabiliyete ve zekaya sahip olduğu ancak bu kabiliyetini göstermekte isteksiz olduğu görülür. Okul başarısızlığı öğrencinin eğitiminin her kademesinde meydana gelebilmektedir ancak genellikle ilkokuldan ortaokula geçiş, ortaokuldan liseye geçiş gibi eğitim sürecindeki geçiş dönemlerinde sık olarak karşılaşılan bir durumdur. Derslerde başarısızlık ve takibinde gelen düşük notlar, genellikle duygusal ve davranışsal problemlerde veya öğrenme problemlerinden kaynaklanmaktadır.

SEBEPLER:

-Depresyon: Okul başarısızlığının en sık görülen sebeplerinden biri depresyondur. Depresyondaki kişiler, uzun bir süre boyunca üzgün hisseder, enerjileri genel olarak hep düşüktür ve kendilerine normalde zevk veren şeylere karşı bir anda ilgisizleşirler. Depresyondaki kişiler, kendileri ve gelecekleri hakkında sürekli olarak olumsuz düşüncelere kapılabilmektedir ve bu sebeple uyku düzenlerinde, beslenme düzenlerinde, konsantrasyon ve karar verme kabiliyetlerinde değişimler meydana gelebilir. Kendilerini umutsuz hissetmekle beraber bazen intiharı dahi düşünebilirler. Depresyon, öğrenme problemi olan öğrencilerde okul başarısızlığının temel nedeni olarak kabul edilmektedir. Ayrıca herhangi bir öğrenme bozukluğu olmayan öğrencilerin de okulda başarısız olmasına sebep olabilmektedir.

-Anksiyete: Kişinin konsantrasyon ve odaklanma kabiliyetini azaltacak derecede tecrübe ettiği, sebepsiz kaygı ve rahatsızlık hissine anksiyete denmektedir. Anksiyeteye çocuğun anne babasının boşanmasından korkmasından okul arkadaşlarıyla kavga etmesine kadar pek çok etken sebep olabilmektedir. Ayrıca normal bir ergenlik endişesi olan ortama uyum sağlama isteği, kimi zaman kendisini yetersiz gören öğrencinin rahatsız durumlardan kaçınmak için okula gitmek istememesine sebep olabilmektedir. Her ne şekilde gerçekleşirse gerçekleşsin anksiyete okul başarısızlığının en sık görülen nedenlerinden biridir.

-Ailevi problemler: Öğrencinin duygusal durumu üstünde çok büyük etkisi olabilen ailevi problemler, okul başarısızlığına sebep olabilmektedir. Ailede şiddet, işsizlik, aile üyelerinden birinin alkol veya uyuşturucu problemi olması gibi durumlarda öğrenci okula ve derslerine odaklanmakta zorlanmaktadır. Ailevi problemlerle baş eden öğrenciler, okulda hırçın ve saldırgan davranışlar sergileyebilirler ve bu davranışlar yüzünden okul idaresiyle problemler yaşayabilirler. Bazı durumlarda ise ailevi problemler yaşayan çocuklar daha da içe kapanmaktadır. Gerek çocuğun saldırgan davranışlar sergilediği gerekse içine kapandığı durumlarda okul danışmanları çocuklara yardımcı olarak başarısızlığı önleyebilirler.

-Öğrenme bozuklukları: Okuma, yazma gibi bazı akademik becerileri kazanmakta güçlük çekmeye öğrenme bozukluğu denmektedir. Öğrenme bozuklukları kişinin konsantrasyon yeteneğini azaltabilir, öğrendiği bilgileri anlaması veya aklında tutması konusunda zorlanmasına sebep olabilir. Eğer öğrenme bozuklukları erken fark edilirse, bu bozukluklarla baş etmek için gereken eğitim metotları uygulanarak problemin üstesinden gelmek mümkündür. Maalesef çoğu öğrenme bozukluğu vakasında öğrenme bozukluğu tanısı konmamakta veya davranış bozukluğu tanısı şeklinde yanlış tanı konmaktadır. Öğrenme bozukluğunun öğrencide yarattığı olumsuz duygular depresyona yol açabilmekte ve bunun sonucunda okul başarısızlığı veya okulu bırakmak öğrenci için söz konusu olabilmektedir.

-Diğer durumlar: Evsizlik, fakirlik, sık sık okul değiştirme, öğrenim gördüğü dili bilmeme gibi bazı sosyal faktörler de okul başarısızlığına sebep olabilmektedir. Bunların dışında hamilelik, kronik bir hastalığın söz konusu olması da öğrencinin derslerine odaklanmasını engelleyerek okul başarısızlığına sebep olabilmektedir.

TEDAVİ: Okul başarısızlığı riski taşıyan çocuklara erken tanı konması, tedavi ile başarısızlığın önüne geçebilmek açısından çok önemlidir. Problemi tespit etme görevi genellikle öğretmenlere, ebeveynlere ve okul danışmanlarında düşmektedir. Çocuğun okuldan ve eğitiminden uzaklaştığı, başarısında ani bir düşüşün yaşandığı durumlarda öğretmenler, okul danışmanları ve ebeveynler mutlaka bu konunun üstüne düşmelidir. Ebeveynler, öğrencinin okul hayatına ilgi göstererek öğrenciye yardımcı olabilirler. Aynı şekilde çocukla sürekli samimi bir iletişim içerisinde olarak okulla ilgili problemlerini paylaşmasına yardımcı olabilirler. Bu durumda, ebeveynlerin çocuğa aşırı hedefler koymaması, onu bunaltmaması veya ona kızmaması oldukça önemlidir. Samimi bir yaklaşımla çocuğun akademik hayatının gelişmesi için gereken önlemler alınmalı çocuğa her daim destek olunmalıdır. Bu süreçte aile tek başına hareket etmemeli, durum hakkında gerek okul danışmanını gerek öğretmenleri bilgilendirmelidir. Öğretmenler ise öğrencinin başarısının aniden düştüğü durumlarda mutlaka aileleriyle irtibata geçmeli, çocuğun eğitim sürecini kolaylaştıracak yardımlarda bulunmalı, öğrenme bozukluğundan şüpheleniliyorsa da derhal çocuğun bir uzmana görünmesini sağlamalıdır. Bu süreçte öğretmenlerin, çocuğun duygusal durumunu göz önüne alarak başarısızlıklarına değil başarılı olduğu konularda çocukla iletişim kurması ve onları derse katılım için teşvik etmesi de oldukça önemlidir. Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanları ise çocuğun duygusal bir problemi olup olmadığını anlamak adına test ve inceleme yapmalı ve eğer ruhsal bir bozukluk söz konusuysa uygun tedavi yöntemlerine öğrenciyi ve ailesini yönlendirmelidir. Ayrıca ruh sağlığı uzmanları da bu süreçte aile ve öğretmenlerle mümkün olduğunca iletişim içerisinde olmalıdır. Çocukta öğrenme bozukluğu veya hiperaktivite olup olmadığının anlaşılması için de gerekli testler uzmanlar tarafından yapılmalıdır.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Merak ettiklerini yorum olarak gönder!

Yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz: