Panik Atak

0
90

Tanım

Panik atak belirtileri genelde ani başlar. Karakteristik bazı bulgu ve belirtiler şöyle sıralanabilir: Artmış kalp atım hızı, nefes darlığı, baş dönmesi, aşırı anksiyete ve diğerleri. Panik atak yaşayan kişiler, yaşam tarzı değişiklikleri ile bu durumun üstesinden gelebilirler. Aerobik egzersizler, alkol ve kafein almamak, ilaçları azaltmak ve stres yönetim teknikleri ile anksiyete azaltılabilir.

Panik ataklar, anksiyete bozukluğunun bir belirtisi olabilir. ABD’de halkın %20’sinde yaşamları boyunca en az bir kez panik atak görülmektedir. Panik atak görülme sıklığı kadınlarda erkeklerin iki katıdır. İlk panik atak geçirme yaşı en sık 15-19 yaşları arasındadır. Panik ataklar diğer anksiyete tiplerinden çok farklıdırlar. Aniden, tetikleyici olmadan ve beklenmedik bir şekilde başlarlar. Panik ataklar geçiren kişiler o anda başka bir şey yapamazlar.

Panik ataklar çocuk yaş grubunda, erkeklerde ve kızlarda eşit sıklıkta görülür. Panik bozukluğun veya jeneralize anksiyete bozukluğunun bir parçası olabilir.

Panik atak yaşayan kişilerde akabinde fobi gelişebilir (örneğin atak araba sürerken, alışveriş yaparken, asansördeyken olursa) ve kişisel anlamsız korkular geliştirebilirler. Kişiler aktivitelerini ve gittikleri yerleri kısıtlayabilirler. Bazen bu kısıtlama öyle bir hal alır ki, kişiler tek başlarına evden çıkamazlar. Durum bu seviyede ise bu kişilerde olan durum, agorafobi gelişimi olan panik bozukluktur. Yani agorafobili olan ve olmayan şeklinde iki tip panik bozukluk vardır ve panik ataklar bu bozukluğun bir parçasıdır. Diğer ruhsal sorunlar gibi, panik bozukluk da kişilerin günlük yaşamlarını ciddi biçimde etkileyebilir. Çocuklarda ise panik bozukluk, okul başarısında düşüklük, okula gitme isteğinde azalma, ebeveynler ile çocuk arasında kopukluk, madde bağımlılığı, depresyon, intihar planları ve intihar girişimleri gibi durumlarla gündeme gelebilir.

Bulgu ve Belirtiler

Panik bozuklukta asıl bulgu ve belirtiler, panik atak semptomlarıdır. Bunlar arasında; nefes almada güçlük, göğüs ağrısı, çarpıntı, korku ve dehşet hissi, boğulma ve sıkışma hissi, baş dönmesi ve bayılacakmış hissi, titreme, sarsılma, terleme, bulantı veya karın ağrısı, el ve ayak parmaklarında kaşınma veya uyuşma, üşüme veya sıcak basmaları (hot flashes), kontrolü kaybetme veya ölecekmiş hissidir. Bu bulgu ve belirtilerin yanı sıra, bu durumu yaşayan hastalar, bir daha aynı şeyleri yaşamaktan korkarlar. İkinci kez panik atak yaşama korkusu da panik bozukluğun bir belirtisidir. Hasta bu durumdan korktuğu ve çekindiği için, bu olayı yaşadığı yerlerden ve durumlardan kaçınır ve sakınırlar. Bu korkma durumu çeşitli diğer sorunlara yol açabilir. Hastalar, atakları tetikleyen aktivitelerden kaçınabilirler. Bu durum, normal bir iş ve ev hayatını imkansız kılabilir. Bunun yanında hastalar, önceden yaşadıkları atağı hatırlayarak bir daha yaşama korkusu ile bir endişeye kapılırlar ve bu kronik bir endişe haline dönüşebilir. Agorafobi durumu gelişebilir. Kişiler, atak geçirebileceklerini düşündükleri yerlerde, kaçması zor veya kaçarsa rezil olacağını düşündükleri yerlerde bulunmaktan korkarlar. Bu korku, kişilerin halka açık yerlerde bulunmaktan kaçınmasına, kalabalık ortamlara girmemesine ve hatta evden çıkamamasına sebep olabilir. Panik bozukluk hastalarının üçte birinde agorafobi gelişir. Bir diğer sorun ise klostrofobi gelişmesidir. Kişiler, atakları tetikleyeceği düşüncesi ile kapalı alanlarda bulunmaktan korkarlar ve bundan kaçınırlar.

Panik Atakları Öneleme

Panik ataklar beş temel adımda önlenebilir. Bunlar: Farkındalık ve kabul etme, bekle ve gör, eylem, tekrar, bitiş. Birinci adımda hasta, korktuğunu ve paniklediğini kabul etmelidir. Bu durumu görmezden gelmemeli ve panik düşünceleri bastırmaya çalışmamalıdır. Korku duygusunu yenmeye çalışmamalı, panik ve aknsiyete duygusu ile mücadele edilmemeli, bu durum (sıradan bir baş ağrısı nasıl kabulleniliyorsa) kabullenilmelidir. İkinci adım, panik atak sırasında hemen harekete geçmemek, sakin davranmaktır. Çünkü panik atak sırasında beyin fonksiyonları tam anlamıyla yerinde değildir. Hasta bir şeyler yapmaya çalıştıkça durum daha da kötüleşir. Hastalar kendilerini bu durumdayken gözlemlemelidir. Dışarıdan, üçüncü kişi gibi durumu izlemek, hastaların kurban değil, bir gözlemciymiş gibi hissetmelerini sağlar. Hastalar bu şekilde kendilerini daha iyi hissederler. Hasta atak öncesinde eğer bir iş ile meşgul ise, bu işine devam etmeli ve beynini bir anlamda oyalamalıdır. Üçüncü adım olarak bir takım manevralar yapılabilir. Karından (diyaframı kullanarak) nefes almak, kendiyle konuşmak ve bir takım diğer egzersizler, panik atak sırasında atağın nispeten hafiflemesini sağlayabilir. Bu adımlar tekrarlandıkça ataklar sırasında kişiler ne yapmaları ve nasıl yapmaları gerektiğini daha iyi idrak ederler, tecrübelenirler. Bütün panik ataklar eninde sonunda biter ve hastanın bunun farkında olması, ataklarının daha hafif geçmesini sağlar. Hasta bu şekilde ataklarını kabullenir ve daha sakin kalır.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Merak ettiklerini yorum olarak gönder!

Yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz: