Panik Bozukluk

0
91

Tanım

Panik atak genelde geç ergenlik çağındaki çocuklarda ve erken yetişkin dönemde başlangıç gösterir. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat sık görülür. Panik atak geçiren herkeste panik bozukluk gelişmez. Bazı insanlar ilk ataktan sonra bir ikincisini geçirmeyebilirler. Panik bozukluk gelişiminin kalıtsal özellik göstermekte olduğu düşünülmektedir.

Sebepler

Panik bozukluğun bazen ailesel olarak geçiş gösterdiği saptanmıştır. Ancak bu bozukluğun neden bir takım insanlarda görülüp diğerlerinde görülmediği tam olarak bilinmemektedir. Ailesel geçiş; kanser ve kalp hastalıklarında da gündeme gelmektedir. Günümüzde, korku ve kaygının beyinde belirli bölgelerle ilişkili olduğu saptanmıştır. Çalışmalar ilerledikçe daha iyi tedavi yöntemleri geliştirilebilecektir. Araştırmacılara göre panik bozuklukta, stres ve çevresel faktörlerin de rol oynadığı düşünülmektedir. Beyindeki anormallikler, beyindeki ‘kaç veya savaş’ alanları olarak tabir edilen bölgelerin etkilenmesi, uyuşturucu madde kullanımı, aşırı alkol tüketimi gibi durumlar da sebepler arasındadır. Aşırı stresli hayat, yaşamda büyük ve temel değişiklikler (örneğin kişinin bir sevdiğini kaybetmesi) panik ataklara sebep olabilir. Panik atakların tekrarlaması durumunda buna panik bozukluk denilir.

Bulgu ve Belirtiler

Panik bozuklukta asıl bulgu ve belirtiler, panik atak semptomlarıdır. Bunlar arasında; nefes almada güçlük, göğüs ağrısı, çarpıntı, korku ve dehşet hissi, boğulma ve sıkışma hissi, baş dönmesi ve bayılacakmış hissi, titreme, sarsılma, terleme, bulantı veya karın ağrısı, el ve ayak parmaklarında kaşınma veya uyuşma, üşüme veya sıcak basmaları (hot flashes), kontrolü kaybetme veya ölecekmiş hissidir. Bu bulgu ve belirtilerin yanı sıra, bu durumu yaşayan hastalar, bir daha aynı şeyleri yaşamaktan korkarlar. İkinci kez panik atak yaşama korkusu da panik bozukluğun bir belirtisidir. Hasta bu durumdan korktuğu ve çekindiği için, bu olayı yaşadığı yerlerden ve durumlardan kaçınır ve sakınırlar. Bu korkma durumu çeşitli diğer sorunlara yol açabilir. Hastalar, atakları tetikleyen aktivitelerden kaçınabilirler. Bu durum, normal bir iş ve ev hayatını imkansız kılabilir. Bunun yanında hastalar, önceden yaşadıkları atağı hatırlayarak bir daha yaşama korkusu ile bir endişeye kapılırlar ve bu kronik bir endişe haline dönüşebilir. Agorafobi durumu gelişebilir. Kişiler, atak geçirebileceklerini düşündükleri yerlerde, kaçması zor veya kaçarsa rezil olacağını düşündükleri yerlerde bulunmaktan korkarlar. Bu korku, kişilerin halka açık yerlerde bulunmaktan kaçınmasına, kalabalık ortamlara girmemesine ve hatta evden çıkamamasına sebep olabilir. Panik bozukluk hastalarının üçte birinde agorafobi gelişir. Bir diğer sorun ise klostrofobi gelişmesidir. Kişiler, atakları tetikleyeceği düşüncesi ile kapalı alanlarda bulunmaktan korkarlar ve bundan kaçınırlar.

Tanı

Panik ataklar herhangi bir zamanda olabilirler. Uykuda bile olabilirler. Genelde bir atak 10 dakika içinde pik noktaya ulaşır ancak bu bazen daha uzun sürebilir. Tekrarlayan panik ataktan çok ciddi şekilde etkilenen hastalar, atakları tetikleyen durumlardan kaçınmaya başlamadan önce acilen bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar. Örneğin bir kişi asansörde panik atak geçirdiyse, asansör kullanmamaya başlamak yerine bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Çünkü insanlar normal aktivitelerini kısıtladıklarında hayatı kendileri için zorlaştırırlar. Panik bozukluk hastası kişilerin üçte biri eve bağımlı hale gelirler. Evden yanlarında tanıdıkları biri olmadan çıkamazlar. Durum bu seviyeye geldiğinde buna agorafobi denir. Kişiler; geniş, açık alanlardan sakınırlar. Erken tedavi ile agorafobi önlenebilir. Hastalar, doğru tanı koyulana kadar, hastane hastane acil servislerde dolaşabilirler. Hastalar bu süre zarfında algısal terapilere ve ilaç tedavisine iyi cevap veren, doğru tedavi ile düzelen bir sıkıntıyı boşu boşuna çekerler. Panik bozukluk sıklıkla diğer ciddi sorunlarla birliktelik gösterir. Bunlar; depresyon, uyuşturucu madde kullanımı, alkolizm gibi sorunlardır. Bu sorunlar ayrıca tedavi edilmelidir. Depresyon belirtileri; üzüntü, umutsuzluk, iştahta ve uyku düzeninde değişiklikler, düşük enerji ve odaklanmada bozukluktur. Depresyon hastası kişiler anti-depresan ilaçlarla ve çeşitli psikoterapi yöntemleri ile etkili şekilde tedavi edilebilir.

Tedavi

Tedavide birkaç terapi yönteminin kombinasyonları uygulanmaktadır.

Psikoterapi, bir çeşit danışmanlıktır. Zihinsel bozukluğa gelişen duygusal cevaba odaklanır. Ruh sağlığı profesyonelleri, durumu anlamada ve mücadele etmede strateji geliştirmek için hastalara konuşma yolu ile yardımcı olması süreci, psikoterapidir.

Algısal davranış terapisi sıkıntı yaratan duygulara yol açan davranışların ve düşünce kalıplarının hasta tarafından algılamasını ve öğrenilmesini sağlar. Aynı zamanda panik atağı tetikleyen durumları da saptamaya çalışır.

İlaç tedavisinde ise en sık anti-depresan ve anti-anksiyete ilaçları kullanılmaktadır. Anti-depresanlardan Paxil ve Zoloft, anti-anksiyete ilaçlarından ise Xanax, Ativan veya Klonopin tercih edilebilir. Bu hastalara bazen kalp ilaçları (örneğin beta blokerler) anksiyete semptomlarını hafifletmek için verilebilir.

Hastaların tedaviye cevabı değişkendir. Tedavi kesildikten sonra günlük hayatta uygulanabilen bazı egzersiz teknikleri (örneğin nefes alma egzersizleri, pozitif düşünme) hastaların uzun vadeli tedavisinde olumlu sonuçlar doğurabilmekte ve ataklar sırasında hastalara yardımcı olabilmektedir.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Merak ettiklerini yorum olarak gönder!

Yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz: