Psikiyatrik Bozukluklar

0
17

Psikiyatrik bozukluklar kavramı, birçok ruh sağlığı bozukluğunu kapsamaktadır. Psikiyatrik bozukluklar dendiğinde; duygudurumu, düşünmeyi ve davranışları etkileyen bozukluklar ima edilmektedir. Psikiyatrik bozukluklara örnek olarak; depresyon, anksiyete bozuklukları, duygudurum bozuklukları, psikotik bozukluklar (örneğin şizofreni), kişilik bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, post travmatik stres bozukluğu, cinsel bozukluklar, cinsiyet bozuklukları, tikler yeme bozuklukları ve bağımlılık sorunları verilebilir.

Birçok insan, zaman zaman ruh sağlığından endişe duyar. Ancak ruh sağlığı bozukluğu varlığı kanısına varmak için, bulgu ve belirtilerin yoğun ve devamlı strese sebep olarak kişinin işlev görme kabiliyetini etkilemesi gerekmektedir.

Psikiyatrik bozukluğu olan kişi kendini sürekli kötü hissedebilir çünkü bu bozukluklar kişinin günlük yaşamında sorunlara yol açar (örneğin iş yerine, okulda veya kişinin insanlarla olan ilişkilerinde). Çoğu durumda psikoterapi ve ilaç kombinasyonu şeklindeki tedaviler ile hastalığa ilişkin bulgu ve belirtilerin üstesinden gelinebilir.

Bulgu ve Belirtiler

Psikiyatrik bozuklukların bulgu ve belirtileri çok çeşitli olabilmektedir. Bulgu ve belirtiler hastalığa, içinde bulunulan duruma ve diğer etkenlere bağlı olarak değişebilmektedir. Psikiyatrik bozukluklar duyguları, düşünceleri ve davranışları etkileyebilir.

Bulgu ve belirtiler arasında sık görülenler şu şekilde sıralanabilir: Üzgün, hüzünlü hissetmek, sağlıklı düşünememe veya odaklanma yetisinde azalma, aşırı korku ve endişe, aşırı suçluluk hissi, duygudurumda ani ve uç değişiklikler, ani çıkışlar, içe kapanıklık, belirgin yorgunluk, enerji düşüklüğü veya uyku problemleri, gerçeklikten kopmak (hezeyanlar), paranoya veya halüsinasyonlar, gündelik sorunlarla veya stresle baş edememe, gündelik hayattaki durumları ve insan ilişkilerini doğru algılayıp ilişkilendirememe, alkol veya madde bağımlılığı, yeme alışkanlıklarında büyük değişiklikler, cinsel istekte değişiklikler, artmış öfke, şiddete eğilim, intihar düşünceleri.

Bazen psikolojik bozukluk bulgu ve belirtileri, fiziksel problemler (karın ağrısı, sırt ağrısı, baş ağrısı, açıklanamayan ağrı ve acılar) şeklinde ortaya çıkabilir.

Sebepler

Psikiyatrik bozukluklar genelde çeşitli genetik ve çevresel faktörler tarafından tetiklenir.

Akrabalarında psikiyatrik bozukluk bulunan kişilerde bu hastalığa yakalanma riski artmıştır. Buna bağlı olarak belirli genlerin psikiyatrik bozukluklara zemin hazırladığı ve yaşam sırasında belirli nedenlerle bu hastalıkların tetiklendiği düşünülmektedir.

Doğumdan önce hamilelik sırasında maruz kalınan bir takım çevresel etkenlerin de anne karnındaki bebekte ileride psikiyatrik hastalık gelişiminde etkili olduğu bilinmektedir. Hamilelikte stres etkenleri, iltihabi durumlar, toksinler, alkol ve uyuşturucu kullanımı bu tür çevresel durumlara örnektir.

Beyinde bulunan nörotransmitter maddeler, beyin ve vücut bölümleri arasında sinyal iletiminde görev alan kimyasallardır. Bu kimyasalların görev yaptığı sinirsel ağda bozukluk oluştuğunda, sinirsel alıcıların ve sinir sisteminde meydana gelen değişikliklerde, psikiyatrik bozukluklar oluşmaktadır.

Risk Faktörleri

Çeşitli etkenler psikiyatrik bozukluk gelişimi riskini artırmaktadır. Bunlar arasında; kan bağı bulunan bir kişide psikiyatrik bozukluk olması, stresli yaşam şartları (örneğin ekonomik problemler, sevilen birinin ölümü, boşanma), devam eden kronik hastalık (diyabet gibi), ciddi yaralanmaya bağlı beyin hasarı (kafa travmalarında olabilir), travmatik yaşanmışlıklar (savaşta bulunmak, saldırıya uğramak), alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, çocukken ihmal ve istismar edilmiş olmak gibi etkenler sayılabilir. Psikiyatrik bozukluğu olan kişilerin genelde az arkadaşları vardır ve sağlıklı ilişki sayıları azdır. Önceden psikiyatrik bozukluğu bulunmak da risk faktörleri arasındadır.

Psikiyatrik bozukluklar yaygındır. Her yıl 5 yetişkinden 1’inde psikiyatrik bozukluk tanısı konulmaktadır. Her 20 kişiden 1’i ise ciddi bir psikiyatrik bozukluk ile (şizofreni, bipolar bozukluk gibi) yaşamına devam etmektedir. Psikiyatrik bozukluklar çocukluktan yetişkinliğe kadar her yaşta başlayabilir ancak genelde çocukluk çağında başlar. Psikiyatrik bozuklukların %50’si 14 yaşına kadar, %75’i ise 24 yaşına kadar ortaya çıkar. Ergenlikte ortaya çıkan bir takım kişilik ve davranış değişiklikleri, psikiyatrik bozuklukları taklit edebilir veya bu bozuklukların üstünü örtebilir. Bu sebeple tedavide erken davranmak tedavi etkinliğini önemli derecede artırmaktadır.

Psikiyatrik bozuklukların etkileri kısa süreli veya uzun süreli olabilir. Bir kişide birden fazla psikiyatrik bozukluk bulunabilir (örneğin depresyon ve madde bağımlılığı).

Komplikasyonlar

Psikiyatrik bozukluklar ciddi komplikasyonlara sebebiyet verebilir. Tedavi edilmeyen psikiyatrik hastalıklarda ciddi duygusal, davranışsal ve fiziksel sağlık sorunları meydana gelebilir. Kişiler mutsuz olabilir, yaşama arzularını yitirebilirler. Aile içi çatışmalar ve ikili ilişkilerde sorunlar ortaya çıkabilir. Bu tip durumlar sosyal izolasyona yol açabilir. Psikiyatrik bozukluğu olan kişilerde tütün, alkol ve diğer uyuşturucu maddelerin kullanımı artmış bulunabilir. Kişiler okula, işe gitmeyebilirler, yasal ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalabilirler. Fakirlik ve evsizlik durumlarının psikiyatrik bozukluklarla anlamlı ilişkisi bulunmaktadır. Kendine zarar verme, diğer insanlara zarar verme, intihar ve cinayet gibi eylemler, psikiyatrik bozukluklarda sıklığı artmış durumlardır. Psikiyatrik bozukluklara sekonder olarak immün sistemde (bağışıklık sistemi, vücudun kendini savunma sistemi) zayıflama meydana gelebilir ve vücut enfeksiyonlara daha açık bir hale gelebilir. Kalp hastalıkları ve bir takım diğer hastalıklara yakalanma riski de psikiyatrik bozuklukların komplikasyonları arasında gösterilebilir.

Tedavi

Psikiyatrik hastalıklarda tedavi, psikiyatrik hastalığın türüne, derecesine ve kişiye göre etkinliğine bağlıdır. Genelde kombinasyon tedavisi tercih edilir. Tedavi, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde uzmanlaşmış bir ekip tarafından gerçekleştirilmelidir. Kullanılabilecek ilaçlar arasında anti-depresanlar, anti-anksiyete ilaçları, duygudurum-stabilizanlar (duygudurumu sabitleyen ilaçlar), anti-psikotik ilaçlar vardır. Tedavi seçeneklerinden olan psikoterapide ise hasta ile konuşma yoluyla bir takım gelişmeler elde edilmeye çalışılır. Hastaya; hastalığı, yaşadığı duygu ve düşüncelerin sebepler ve bu hastalıkla nasıl başa çıkabileceği öğretilir. İlaçların ve psikoterapinin yetersiz kaldığı noktalarda beyin stimülasyon (beyin uyarımı) tedavilerine geçilebilir. Bazı ağır durumlarda hastaları hastaneye yatırıp hastanede tedavi etmek gerekebilir.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Merak ettiklerini yorum olarak gönder!

Yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz: