Vulva Kanseri

0
13

TANIM: Vulva, kadın dış üreme organlarına verilen isimdir. Vulvanın içerdiği başlıca kısımlar mons pubis, majör ve minör vajina dudakları, klitorisin dış kısmı ve bezleri, idrar yolunun dışarı açıldığı kısım, vajinanın dışarı açıldığı kısım ve kızlık zarıdır. Vulva kanseri çoğunlukla kötü huylu kanserler kategorisinde yer alır ve bahsi geçen organların kanserlerini kapsar. Vulva kanserinden başlıca etkilenen organ dış vajina dudaklarıdır fakat diğer kısımlar da etkilenebilmektedir. Vulva kanseri seneler içerisinde ilerleyerek kişide görünür hale gelir, fakat vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN) dereceleri ile görünür hale gelmeden önce de saptanabilmektedir. Human papilloma virüs (HPV) vulvar kansere sebep olan etkenler arasındadır.

SEBEPLER: HPV enfeksiyonu vulva kanseri için risk sınıfındadır. Diğer riskler vulvar epitelyal neoplazinin bulunması, genital siğil öyküsü, birden çok cinsel eşin bulunması, anormal pap smear test sonuçları ve ilk cinsel ilişkinin erken yaşta olması olarak sıralanabilir. Kişinin yaşı arttıkça vulvar kansere yakalanma oranı da artar. 50 yaşından küçük kadınlarda vulva kanseri görülme oranı %20 iken 70 yaşın üstünde bu oran %50’dir. Sigara kullanımı, diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, mevcut diğer üreme sistemi kanserleri de vulva kanserine yakalanma oranını yükseltir.

SEMPTOMLAR: Dış üreme organlarında kanama, kaşıntı belirgin semptomlar arasındadır. Vulvar bölgede ele gelen şişlik, genital siğiller ya da ülserler, vulvada renk değişimi, hassasiyet gibi belirtiler de hastayı hekime götürmelidir.

TANI: Tanıda hastanın fizik muayenesine bakılır ve hastalık öyküsü dinlenir. Vulvadaki gözle görülen belirtiler değerlendirilir, eşlik eden bir hastalık olup olmadığı sorgulanır, alınan ilaçlar kaydedilir. Hastanın cinsel partner sayısı, sigara, alkol, damardan enjekte edilen ilaçlar gibi bağımlılıkları da önemlidir. Daha sonra hastadan tanıda kullanılmak üzere biyopsi alınır ve patolojiye gönderilir. Eğer kişi vulva kanseri tanısı alırsa diğer üreme sistemi organları da taranmalıdır. Hastaya pelvik muayene adı verilen, üreme sistemi, mesane ve bağırsakların değerlendirildiği kapsamlı bir muayene yapılır. Vajina, rahim ağzı, rahim, fallop tüpleri, yumurtalıklar jinekolojik muayene ile incelenir. Genellikle rahim ağzı kanseri taraması için pap smear adı verilen bir test yapılır. Bu testi yapmak için hastanın vajinasına spekulum adında bir alet yerleştirilip rahim ağzından ince bir fırça ile hücre örneği toplanır. Daha sonra kolposkop denilen, vajinanın ve rahim ağzının daha detaylı gözlenebilmesini sağlayan büyütece benzer bir alet ile hasta gözlemlenir. Bu alet vajina duvarları ve rahim ağzındaki çıplak gözle görülmesi güç anormallikleri gösterir. Sistoskopi ile mesane değerlendirilir. Proktoskopi ile kalın bağırsağın rektum ve anüs denilen, sona yakın kısımları incelenir. Gerektiği takdirde MR, PET, CT gibi radyolojik tanı yöntemlerine de başvurulur. Esas tanı her zaman patolojiden gelecek biyopsiye bakılarak konulur, fakat kanserin sıçrama ihtimali göz önünde bulundurularak koruyucu tarama yöntemleri ihmal edilmez.

TEDAVİ: Tedavide ameliyat, radyoterapi ve kemoterapi olmak üzere üç seçenek vardır.

-Ameliyat; Kanserli dokunun, kadının üreme fonksiyonlarını mümkün olduğunca koruyarak çıkartılması. Lazer ameliyat ile bıçak kullanılmadan, kanamasız bir şekilde tümörlü dokuyu çıkartmak mümkündür. Daha geniş çaplı, vulvektomi adlı bir ameliyat tercih edilirse cerrahi sınırların da tamamen temizlendiğinden emin olmak adına sağlıklı dokulardan da bir parça alarak daha büyük bir tümör çıkartma işlemi yapılabilir. Bir adım daha ileri gidip daha radikal bir ameliyat ile hem sağlıklı dokulardan bir parça alınıp, hem de bölgedeki lenf nodları temizlenebilir. Kanserin yayılma durumuna ve kişinin risk faktörlerine dayanarak hekim en doğru kararı verecektir.

-Radyoterapi; Vulvadaki kanserli dokuya x-ray ya da gamma-ray ışınları verilerek uygulanan tedavi yöntemidir. Daha etkili olması açısından kemoterapi ile beraber de verilebilir. Olası yan etkileri yorgunluk, bulantı-kusma, ishal, deride renk değişiklikleri ve anemidir.

-Kemoterapi; Sisteme karışması hedef alınarak hastaya damar yoluyla verilen ilaçlardır. Diğer tedavi yöntemleri ile kombine edilebilir. Büyük boyutlu tümörlerde önce kemoterapi ve radyoterapi ile tümörü küçültmek, daha sonra da cerrahi ile tamamen vücuttan çıkartmak planlanabilir. Kemoterapinin olası yan etkileri bulantı-kusma, saç dökülmesi, ağız ve vajinada yaralar, adet düzensizlikleri, ishal, enfeksiyonlara yatkınlık ve yorgunluk olabilir.

Tedaviden sonra doktor muayenelerine mümkün olduğunca zamanında gidilmeli ve herhangi bir doktor değişiminde yeni doktor atlatılmış/mevcut hastalık hakkında detaylıca bilgilendirilmelidir. HPV ilişkili kanserlerden korunmak amacıyla kadın doğum uzmanınızın önereceği HPV aşılarını yaptırabilirsiniz.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Merak ettiklerini yorum olarak gönder!

Yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz: